|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#16 (permalink) | ||||||||||
|
Usta Mod ![]()
|
MUS'AB İBN UMEYR (r
a) (v 3/625 m)![]() Ashab-ı kirâm'ın ileri gelenlerinden Künyesi Ebâ Muhammed'tir Mekke'nin zengin ailelerinden olup, yakışıklı ve güzel giyinen bir gençti Anne ve babası onun üzerine titrerdi Özellikle, Mekke'nin en zenginlerinden sayılan annesi, oğluna güzel elbiseler giydirir ve güzel kokular sürerdi Mekkeliler de onu hayranlıkla seyrederlerdi Bir defasında Hz Peygamber de onun hakkında şöyle buyurmuştu: "Mekke'de Mus'ab b Umeyr'den daha güzel giyinen, daha yakışıklı ve nimetler içinde yüzen başka bir genç görmedim" (İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ, Beyrut 1960, III, 116)![]() Mus'ab, Mekke'de o günün şartlarına göre zenginlik ve ihtişam içinde yaşarken, Hz Peygamber(s a s)'in insanları İslâm'a davet ettiğini öğrendi Fazla vakit kaybetmeden Hz Peygamber'e giderek iman edip müslüman oldu O sırada Mekkeliler, müslümanlara yoğun bir baskı uyguladığından, Hz Mus'ab müslüman olduğunu ailesinden gizlemek zorunda kalmıştı Ama o, Peygamberimizi gizlice ziyaret etmeyi de ihmal etmezdi Ne var ki Osman b Talha, Mus'ab'ın namaz kıldığını görüp durumu annesi ile akrabalarına bildirmişti Bunun üzerine akrabaları yakalayıp hapsettiler Mekke'nin bu nazlı ve zengin genci için artık çile dolu zor günler başlamıştı![]() Habeşistan'a hicret eden ilk kafileye katılıncaya kadar hapiste tutulan Hz Mus'ab, hicret imkanı çıkınca, dinini daha rahat bir şekilde yaşayabilmek için Habeşistan'a hicret etti Habeşistan dönüşünde Hz Mus'ab'ın durumu tamamen değişmiş ve bu nazlı delikanlının yerini, kalbi İslam ve imanla dopdolu iradesi güçlü kuvvetli, metin bir genç almıştı Annesi ondaki bu kararlılık ve metaneti görünce, üzerindeki baskısını biraz hafifletmek zorunda kaldı![]() Bu sırada Birinci Akabe Beyatı olmuş ve Medinelilerden bir grup İslâm'ı kabullenmişti Kendilerine İslâm'ı anlatmak ve diğerlerine de tebliğ yapmak için Rasulullah'tan bir öğretici istediler Hz Peygamber de bu önemli görev için Hz Mus'ab b Umeyr'i görevlendirdi Hz Mus'ab onlara hem namaz kıldıracak, hem Kur'an öğretecek, hem de diğer insanlara İslâm'ı anlatacaktı ve yeni kimseleri İslâm'a davet edecekti![]() Böylece Medine'ye ilk hicret eden sahabi Mus'ab b Umeyr oluyordu Medine'de ilk cuma namazını da Mus'ab b Umeyr kıldırdığı kaynaklarda ifade edilir (İbn Sa'd, a g e , III, 118)![]() Bir yıl sonra Mekke'ye, hac mevsiminde yanında yetmiş kişi ile gelen Mus'ab b Umeyr, Hz Peygamber (s a s)'e İslâm'ın Medine'deki hızlı yayılışının müjdesini verirken şöyle demişti: "İslâm'ın girmediği ve konuşulmadığı ev kalmadı " Başta Hz Peygamber olmak üzere bütün müslümanlar bu habere çok sevindiler Oğlunun Mekke'ye döndüğünü haber alan annesi onu tekrar hapsetmek istedi Ancak Mus'ab bütün bunlara karşı olgun bir müslüman tavrını takınarak imanında direndi ve annesini bundan vazgeçirdi Onun annesini İslâm'a daveti bir sonuç vermediği gibi annesi de Mus'ab'ı yolundan döndürememişti![]() Hz Peygamber (s a s)'in yanında iki ay kadar kalan Mus'ab b Umeyr, Hicretten on iki gün önce Medine'ye vardı Hz Peygamber (s a s) onu Sa'd b Ebî Vakkas (r a) ve Ebû Eyyûb el-Ensârî (r a) ile kardeş ilan etmişti (İbn Sa'd a g e , III, 120)![]() Bedir savaşında muhacirlerin sancağı onun elindeydi "Rasûlullah'ın bayraktarı" olarak ün yapmıştı Uhud savaşında da sancak yine onun elindeydi Savaş esnasında müslümanların gerilediğini gören Mus'ab b Umeyr, atını sağa sola doğru sürüyor ve yüksek sesle şu ayeti okuyordu: "Muhammed ancak bir peygamberdir Ondan önce birçok peygamberler gelip geçmiştir" (Alu İmrân, 3/144) Bu ayetin Uhud gününe kadar nazil olmadığı ve o gün giderildiği rivayeti, Hz Mus'ab'ın Allah katındaki değerini ifade eder (İbn Sa'd, a g e , III,120,121) Uhud Gazvesinde İslâm ordusunun sancağını taşıyan Mus'ab b Umeyr'in önce sağ kolu kesildi Hemen sancağı sol eline alarak savaşa devam etti Fakat ardından sol eli de kesildi Bu defa vücuduyla sancağa sımsıkı sarıldı ve yukarıdaki ayeti okumaya devam etti Sonunda müşriklerin bir mızrak darbesiyle şehid oldu Sancağı hemen Suveybit b Sa'd ve Ebû'r-Rûm b Umeyr adlı sahabiler aldılar![]() Hz Mus'ab şehid olarak yerde yatarken, günün sonlarına doğru, Hz Peygamber (s a s) Mus'ab'ı elinde sancakla gördü ve "İleriye git ey Mus'ab!" diye emretti Fakat o kişi geri dönerek "Ben Mus'ab değilim" deyince Hz Peygamber onun Mus'ab kılığında savaşan Allah'ın meleklerinden biri olduğunu anladı (İbn Sa'd, a g e , II, 121)![]() Uhud savaşında Ashab-ı kiram'ın ileri gelenlerinden birçok kimse şehid oldu Hz Mus'ab b Umeyr de şehidler arasındaydı Hz Peygamber (s a s)'in ne kadar üzüntülü olduğu yüzünden okunuyordu Mus'ab'ın mübarek na'şının başucunda oturarak, Uhud şehidleri hakkında nazil olduğu bildirilen şu ayeti okudu: "Mü'minlerden öyle er kişiler vardır ki, Allah'a verdikleri sözde sadakat ettiler Kimi adağını ödedi şehid oldu Kimi de (şehid olmayı) bekliyor Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler" (el-Ahzab 33/23) Sonra Hz Peygamber diğer sahabilere, şehidlere yaklaşıp selam vermelerini söyledi ve verilen selamların şehidler tarafından alınacağını ifade etti (İbn Sa'd, a g e , III, 121)![]() Hz Mus'ab şehid edildiğinde kırk yaşlarında idi Bir zamanlar zenginlik ve refah içinde yaşayan bu değerli insanı kefenleyecek bir örtü dahi bulunamamıştı Hz Peygamber, yanına geldiğinde Mus'ab b Umeyr eski bir hırkanın içinde saçları dağılmış, vücudu ise kılıç ve mızrak darbeleriyle parçalanmış bir durumda yatıyordu Hz Peygamber üzüntülü bir halde şunları söyledi: "Seni Mekke'de gördüğümde, senden daha güzel giyinen, senden daha yakışıklı kimse yoktu Şimdi ise, kefen olarak sarılmış hırkadan başın dışarıda kalıyor " Sonra onun için de bir kabir açtılar ve o mübarek sahabiyi de Uhud şehidleri arasına defnettiler![]() Allah yolunda canını feda eden bu aziz şehid sahabi için Ashab-ı Kiram'dan Habbab (r a) şunları anlatıyor: "Biz Hz Peygamberle birlikte Medine'ye yalnız Allah rızası için hicret ettik Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz Arkadaşlarımız arasında bu nimetlerden tatmadan âhirete gidenler vardır ki Mus'ab b Umeyr bunlardan biridir O Uhud günü şehid olmuştu da, kendisini saracak bir kefen dahi bulamamıştık Yalnız şehidin bir kaftanını bulmuş ve bu aziz şehidi ona sarmaya çalışmıştık Ancak başını örterken ayakları açılıyor, ayaklarını kapatırken de başı açığa çıkıyordu Bu yoksulluk karşısında Hz Peygamber bize şehidin başını örtmemizi ve ayaklarının üstüne de izhîr denilen kokulu ottan koymamızı emretti" (Buharî, Cenâiz 27; İbn Sa'd, a g e , III, 121)![]() Mehmet Emin AY
__________________
|
||||||||||
|
|
|
|
|
#17 (permalink) | ||||||||||
|
Usta Mod ![]()
|
ÜBEY B
KA'BSahabe-i kiramın büyüklerinden biri olup Rasûlüllah (s a s)'in vahiy kâtiplerindendir Übey (r a)'ın babasının adı Ka'b, annesinin ismi Suheyle'dir İki künyesi vardır: Ebu'l-Münzir ve Ebu't Tufeyl Medineli olup Hazrec kabilesinin Neccâr oğulları kolundandır Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir![]() Übey b Ka'b'ın Müslümanlığı kabul etmesi Rasulüllah(s a s)'in Medine'ye hicret etmesinden önce, Akabe biatlarında olmuştur Übey b Ka'b ikinci Akabe biatında Rasûlüllah (s a s)'e biat eden yetmiş kişi içerisinde idi Rasûlüllah (s a s) Medineli Müslümanlar arasında yapmış olduğu kardeşlik antlaşmasında Übey b Ka'b ile Aşere-i Mübeşşere (Cennetle müjdelenen on kişi) den Said b Zeyd'i kardeş yaptı Übey, Rasûl-i Ekrem ile Bedir, Uhud, Hendek ve diğer bütün muharebelere katıldı Uhud muharebesinde kendisine bir ok isabet etmiş, Rasûlüllah (s a s) ona bir tabib göndermiş, tabib okun girdiği yerdeki damarı keserek üzerini dağlamıştı Bu suretle Übey b Ka'b bu arızadan kurtulmuş oldu (bk Müslim, Selam, 73-74)![]() Übey b Ka'b cahiliyye döneminde de okuma yazma bilen az sayıdaki kimselerden biri idi (İbn Sa'd, Tabakat, I, 498) Rasulüllah(s a s) Medine'ye hicret edince, orada, ensar içerisinde yazılarını ilk yazan Übey b Ka'b olmuştur (İbn Seyyidi'n-Nas, II, 315) Yazdığı yazıların sonuna "filan oğlu filan yazdı" diyenlerin de ilki idi (İbnü'l-Esir, Üsdu'l-Gabe)![]() Şu halde Medine döneminde Rasulüllah(s a s)'e gelen vahyi ilk yazan Übey b Ka'b olmuştur Übey b Ka'b olmadığı zaman Zeyd b Sabit yazardı Peygamber Efendimiz (s a s) ilahi vahyi Cebrail (a s)'dan aldığı zaman, Übey b Ka'b onu daha yazının ıslaklığı üzerinde iken ezberler, Rasûlüllah (s a s)e okurdu (Zehebî, Siyer, I, 280) Übey ashabın en alimlerindendi Tabiinin büyük bilginlerinden olan Mesruk (663/683) şöyle derdi: "Rasûlüllah (s a s)'in ashabıyla görüştüm İlimlerinin şu altı kişiye dayandığını gördüm: Ali, Abdullah b Ömer, Zeyd b Sabit, Übey b Ka'b ve Ebu'd-Derdâ "(İbnü'l-Kayyim, İ'lâmu'l-Muvakkıîn, I, 16)![]() Übey b Ka'b, Kur'an-ı Kerîm'i en iyi okuyan sahabîlerden idi Peygamber Efendimiz (s a s) "Ümmetimin en iyi okuyanı Übey'dir " (Zehebî, Siyer, I, 392) buyurmuştur Bu sebeple Seyyidü'l-Kurra (okuyucuların efendisi) lakabıyla tanınmıştı Kur'an-ı Kerîm'i sekiz gecede hatmederdi Rasulüllah(s a s)'in zamanında Kur'an'ı cem' ederek ona arzeden sayılı sahabîlerden biri idi Nitekim Enes b Malik, "Rasûlüllah (s a s) zamanında Kur'an'ı dört kişi hıfzetmiş olup hepsi de ensardandı Bunlar: Übey b Ka'b, Muaz b Cebel, Ebû Zeyd ve Zeyd b Sabit'tir" (Buharî, Menakıbu'l Ensar 17; Tirmizî, Menâkıb 33) demiştir![]() Übey b Ka'b, Rasûlüllah (s a s)'in ashabına Kur'an'ı kendilerinden öğrenmelerini tavsiye ettiği dört kişiden biridir Abdullah b Amr b As'dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasulüllah(s a s)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kur'an'ı dört kişiden alın (öğrenin) Abdullah b Mes'ud'dan,-Rasulüllah(s a s) önce bunu zikretti, Ebu Nuzeyfe'nin mevlası Salim den, Muaz b Cebel'den ve Übey b Ka'b'dan" (Buharî, Menakıbu'I-Ensar,16) Bu dört sahabîden Muaz ile Übey ensardan, Abdullah b Mes'ud ile Salim ise muhacirlerdendir![]() Rasûlüllah (s a s) Übey b Ka'b'ı, Kur'an-ı Kerim'i iyi bilen bir sahabî olması sebebiyle öğretmen olarak tayin etmişti Mescid-i Nebevi'de Kur'an-ı Kerîm'i öğretirdi Aralarında Ebu Hureyre ve İbn Abbas'ın da bulunduğu bir çok sahabînin hocalığını yapmıştır O, Kur'an-ı Kerîm'i öğretmesi karşılığında her hangi bir maddi şey de almazdı Nitekim ondan şöyle rivâyet edilmiştir: "Muhacirlerden birine Kur'an öğretmiştim Bu zat bana bir yay hadiye etti Ben bunu Rasûlüllah (s a s)'e anlatınca: "Onu alırsan ateşten bir yay almış olursun" buyurdu Ben de yayı sahibine geri verdim"(İbn Mace, Ticarât, 8)![]() Übey b Ka'b, Kur'an'ın lafızlarının eda keyfiyetini, kıraat vecihleriyle ilgili hususiyetlerini öğrenmeye özen gösterirdi Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz (s a s)'e Übey'e Kur'an okumasını emretmiştir Enes b Malik (r a)'dan şöyle rivâyet edildi: Rasulüllah (s a s) Übey b Ka'b'n: "Âllah bana Lemyekünillezîne keferfi suresini sana okumamı emretti" buyurdu Übey "Allah benim adımı da andı mı?" dedi Peygamber Efendimiz (s a s) "Evet" deyince Übey b Ka'b sevincinden ağladı (Tecrid-i Sarih Tercümesi, X, 21)![]() Bu hadis-i şerif sahabe içerisinde Übey b Ka'b'ın faziletine işaret ettiği gibi, onun kıraat ilmindeki yerine de işaret etmektedir![]() Übey b Ka'b, kıraatı bizzat Rasulüllah (s a v)'den almıştır O, Hz Ömer'e "Ben Kur'an-ı Kerîm'i daha taze iken bizzat Cebrail (a s)'an alan zattan aldım" demiştir (Ahmed b Hanbel, Müsned V, 117)Kur'an-ı Kerîm'e karşı duyduğu rağbet ve arzu Übey b Ka'b'ın faziletini artırmış, bu sebeple Rasûlüllah (s a v)'in takdirini, ashabın saygısını kazanmıştır![]() Übey b Ka'b aynı zamanda Rasûlüllah (s a v) zamanında fetva veren az sayıda sahabîden biridir Muhammed babası Sehl'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Rasûlüllah (s a v) zamanında fetva veren, üçü muhacir ve üçü ensardan olmak üzere altı kişi idi Muhacirlerden olanlar Ömer, Osman, Ali; ensardan olanlar da Übey b Ka'b, Muaz b Cebel ve Zeyd b Sabit'tir" (İbn Sa'd, aynı eser, II, 350)![]() Übey b Ka'b, Rasûlüllah (s a v) zamanında idârî görevlerde de bulunmuştur Rasûlüllah (s a v) onu Belî, Uzre ve Benî Sa'd kabilelerinin zekâtlarını toplamak üzere görevlendirmişti Übey b Ka'b bu görevi esnasında karşılaştığı bir vak'ayı şöyle anlatır:"Rasûlüllah (s a v) beni Belî, Uzre ve Benî Sa'd b Huzeym b Kadâa kabilelerinin zekatlarını toplamak üıere gönderdi Onların zekatlarım topladım Nihayet onlardan sonuncu adamın yanına vardım İçlerinde bu adamın evi ve köyü Medine'de Rasûlüllah (s a v)'e yakın olanı idi Bu adam bana bütün malını topladı Ben de zekat olarak almaya henüz iki yaşına girmiş bir dişi deveden başkasını bulamadım Kendisine onu alacağımı söyledim Mal sahibi, "Bunun sütü de yok, yük taşımak için de elverişli değil Allah'a yemin ederim ki senden önce zekat toplamaya gelen ne Rasûlüllah'a ve ne de onun elçisine malımdan sütü olmayan ve yük taşımaya da elverişli olmayan bir deveyi vermedim İşte genç, semiz dişi deve Onu al " dedi![]() Ben ona, "Bana emredilmeyen şeyi almam İşte Rasûlüllah (s a v) sana yakın, istersen ona gider, bana söylediklerini anlatırsın Şayet o, kabul ederse, eder, etmezse reddeder" dedim Adam:"Bunu yapacağım" dedi ve benimle çıktı, bana vermek istediği deveyi de aldı Rasulüllah(s a v)'e gelince:"Yâ Rasûlüllah, malının zekatına almak için elçin geldi Malımı topladım O, sütü olmayan ve yük taşımaya da elverişli olınayan henüz iki yaşına girmiş bir deveyi seçti Ben kendisine alması için genç, semiz bir dişi deve gösterdim, almaktan imtiha etti İşte o deveyi getirdim, al ya Rasûlüllah" dedi Peygamber Efendimiz (s a v) "Senin üzerine borç olan Übey b Ka'b'ın ayırdığı devedir Sen kendi rızanla daha iyisini vermek istersen, onu kabul ederiz ve Allah bundan dolayı sana ayrıca mükafat verir," buyurdu Adam:"Ben de bu maksatla onu getirdim, buyur al, yâ Rasûlüllah!" dedi ![]() "Hz Peygamber (s a v) devenin alınmasını emretti ve malının bereketlenmesi için dua etti " (Ahmed b Hanbel, Müsned, V, 142)![]() Übey b Ka'b'ın, Rasûlüllah (s a v)'in vefatından sonra ilk halife Hz Ebû Bekir zamanında da mühim görevler yaptığım görüyoruz Hz Ebû Bekir mühim bir mesele ile karşı karşıya gelip çözümünü Kur'an ve sünnette bulamadığı zaman ashabın seçkin alimlerini toplar, onlarla istişarede bulunurdu Übey b Ka'b da Hz Ebû Bekir'in danışma meclisi üyelerinden idi Aynı zamanda Hz Ebû Bekir döneminde fetva vermekle görevli meşhur fakihlerden biri idi (İbn Sa'd, Tabakat, II, 350) Bu dönemde onun Kur'an'ın cem'i için kurulan komisyonda görev aldığını da görüyoruz![]() Übey b Ka'b, ikinci halife Hz Ömer'in de teveccühünü kazanmıştır Hz Ömer, Übey b Ka'b'a çok hürmet eder, ondan yararlanır ve ona Seyyidü'l-Müslimin (Müslümanların ulusu) derdi (Tecrid X, 22) Hz Ömer'in hilafeti döneminde onun şura meclisinde çalışır ve kabilesi Hazrec'i temsil ederdi Aynı zamanda fetva işlerine de bakardı Hz Ömer bir zaman halka hitabında şöyle demiştir:"Kur'an'dan sormak isteyen Übey b Ka'b'a gelsin, feraizden sormak isteyen Muaz'a, mal isteyen de bana gelsin Çünkü Allah beni hazinedar ve dağıtıcı kıldı" (Zehebî, Siyer I, 394)![]() Hz Ömer zamanında teravihi cemaatle ilk kıldıran da Übey b Ka'b olmuştur Hz Peygamber (s a v) zamanında, onun vefatından sonra ilk halife Hz Ebû Bekr, daha sonra kısmen de Hz Ömer zamanında teravih namazı cemaatle değil, münferid olarak kılınmıştır Bir defa Hz Ömer mescide gidince halkın dağınık bir şekilde teravih namazı kıldıklarını gördü Kimi tek başına kılıyor, kimi küçük bir cemaat oluşturmuş kılıyorlardı Hz Ömer bütün halkı bir tek imamın arkasında toplamayı düşündü ve ertesi gün Übey b Ka'b'ı teravih imamı tayin edip cemaati onun arkasına topladı Böylece teravih namazı cemaatle kılınmaya başlandı (Buharî, Teravih, I; Tecrid-i Sarih Terc , IV, 75-76)![]() Hz Ömer, hilafeti zamanında fetva işleri üzerinde hassasiyetle durur, ancak bu işe ehil olanların fetva vermesine müsade ederdi Onun zamanında ancak Hz Osman, Hz Ali, Muaz b Cebel, Abdurrahman b Avf, Übey b Ka'b, Zeyd b Sabit, Ebu Hureyre ve Ebu'd-Derdâ gibi tayin ettiği zatlar fetva verirdi (M Şiblî, Asr-ı Saadet, Terc Ö Rıza, Doğrul, İst 1974, VI, 369)![]() Übey b Ka'b, Hz Ebû Bekir döneminde olduğu gibi Hz Ömer döneminde de danışma meclisi üyesi idi Çeşitli konularda fikri alınır, görüşlerine değer verilirdi (İbn Sa'd a g e, II, 350; M Şiblî, a g e , IV, 334)![]() Übey b Ka'b tefsir sahasında da ashabın önde gelenlerinden biri olup Medine tefsir ekolünün reisi olarak kabul edilmiştir Celaleddin es-Suyutî (ö 911/1505) tefsir sahasında meşhur olan sahabîlerin on kişi olduğunu belirtmiş, bunlar içerisinde de kendilerinden en çok tefsir rivâyet edilenlerin Hz Ali, Abdullah b Mes'ud, Abdullah b Abbas ve Übey b Ka'b olduğunu belirtmiştir (bk Suyutî, el-İkton, II, 187)![]() Übey b Ka'b vahiy kâtibi olması sebebiyle Rasûlüllah (s a v)'in fiil ve hareketlerine muttali bir sahabî idi Kütüb-i Sitte'de kendisinden altmış küsür rivâyet edilmiştir Bakiy b Mahled (ö 276/889)'in Müsned'inde Übey b Ka'b'ın yüz altmış dört hadisi vardır Bunlardan üçü hem Buhari'de ve hem de Müslim'de vardır Ayrıca Buharî üç hadisi tek başına rivâyet etmis ,yedi hadisi de yalnız Müslim rivâyet etmiştir (Zehebi, Siyeru A'lami'n -Nübela ' I ,402) Übey b Ka'b ın rivayet etmiş olduğu hadislerrden birinin anlamı şöyledir: Rasulullah (s a v ) şöyle buyurdu:"Ademoğlunun bir vadi dolusu malı olsa, bir ikincisini ister İki vadi dolusu malı olsa, bir üçüncüsünü de ister Ademoğlunun içerisini topraktan başka bir şey doldurmaz Allah Teâlâ ise tevbe edenin tevbesini kabul eder" (Tirmizî, Menokıb, 32)![]() Übey b Ka'b'ın vefat tarihi ihtilaflıdır el-Vakıdî der ki, "Bir kısım hadiseler onun Hz Ömer'in hilafeti döneminde olduğuna delalet etmektedir![]() Yakınları ve başkalarının onun Medine'de hicri 22 senesinde öldüğü söylediklerini gördüm Hz Ömer "Bugün Müslümanların ulusu öldü" demiştir Onun Hz Osman'ın hilafeti döneminde hicri 30'da öldüğünü söyleyenler de olmuştur Bize göre bu daha doğrudur Çünkü Hz Osman ona Kur'an'ı cem etmesini emretmiştir" (İbn Sa'd, Tabakat, III, 502; Zeheb, I, 400)![]() Durak PUSMAZ
__________________
|
||||||||||
|
|
|
|
|
#18 (permalink) | ||||||||||
|
Usta Mod ![]()
|
ZEYD B HÂRİSEZeyd b Hârise b Şurâhîl el-Kelbî Üsâme'nin babası Ashâbın ileri gelenlerinden olup, Resûlullah (s a s)'ın en çok sevdiği arkadaşlarındandır Bu yüzden sahâbe arasında "el-hubb" diye anılırdı![]() Tam künyesi: Zeyd b Hârise b Şurâhîl (İbn İshak'a göre, Şurahbîl) b Kâ'b b Abdiluzza b Imriülkays b Âmir b Abdivüdd b Avf b Kinâne b Bekr b Uzre b Zeyd el-Lât b Rufayde b Sevr b Kelb b Vebre b Tağlib b Hulvân b İmrân b Luhaf b Kuzâa'dır (İbn Hişâm, es-Sîretü'n Nebeviyye", I, 247; İbn Sa'd, et-Tabakâtıt'l-Kilbrâ, III, 40; İbnü'l-Esîr, Üsdü'l-Ğâbe fı Ma'rifeti's Sahâbe, II, 281)![]() Kaynakların ifadesine göre; cahiliyye döneminde, Zeyd'in annesi Su'dâ, yanında oğlu olduğu halde akrabalarını ziyarete gider Bu sırada Benî el-Kayn b Cisr'e mensup bazı atlılar, Su'dâ'nın akrabaları olan Benî Ma'n evlerine baskın yaparlar Zeyd'i de bu arada beraberlerinde alıp götürürler Zeyd, bu sırada temyiz çağında bir çocuktur Onu, Ukaz Panayırına götürüp satışa arzederler Hz Hatice'nin yeğeni Hakîm b Huzâm b Huveylid de o esnada panayıra uğrayıp Mekke'ye götürmek üzere birkaç köle satın alır Zeyd b Hârise de bu köleler arasında bulunmaktadır Hakîm, Mekke'ye döndüğünde, halası Hz Hatice kendisini ziyarete gider O da halasına köleleri göstererek, dilediği köleyi seçip götürebileceğini söyler Hz Hatice de Zeyd b Hârise'yi seçer Daha sonra O'nu, Resûlullah (s a s)'e bağışlar![]() Kelb kabilesine mensup bazı insanlar, hac için Mekke'ye geldiklerinde Zeyd'i görüp tanırlar, Zeyd de onları tanır Dönüşte durumu babasına haber vererek bulunduğu yeri tarif ederler Zeyd'in babası Hârise ile amcası Kâ'b, yanlarına fidye alarak Mekke'ye gelirler ve Resûlullah (s a s)'ın yanına varıp: "Ey Abdulmuttalib'in oğlu! Ey kavminin efendisinin oğlu! Sizler, Harem'in ehlisiniz, köleyi azad eder, esiri yedirirsiniz Yanında bulunan oğlumuz için sana geldik Bize iyilikte bulun, sana fazlasıyla fidye vereceğiz" derler![]() Bunun üzerine Resûlullah (s a s ), Zeyd'i çağırtarak, kendisini istemeye gelen bu kişileri tanıyıp tanımadığını sorar Zeyd de, bunlardan birinin babası diğerinin de amcası olduğunu söyleyerek tanıdığını ifade eder Bu sefer Resûlullah Zeyd'e, dilerse babasıyla gidebileceğini, şayet isterse yanında kalabileceğini söyleyince, Zeyd, Resûlullah (s a s )'in yanında kalmayı tercih eder Peygamberimiz de Zeyd'i elinden tutarak Hicr denilen yere çıkarır ve: "Şahid olun, Zeyd benim oğlumdur O bana mirasçıdır, ben de O'na mirasçıyım!" diyerek Zeyd'i evlat edindiğini ilan eder (İbn Sa'd, a g e , III, 40-42; İbn Hişâm, a g e , I, 247 vd ; el Askalânî, el-İsâbe fi Temyizi's-Sahâbe, III, 24)![]() Zeyd b Hârise, Muhammed (s a s )'e risalet gelinceye kadar yanında kaldı ve Resûlullah, peygamber olur olmaz O'nun risâletini tasdik edip müslüman oldu, O'nunla birlikte namaz kıldı ve: "Onları babalarının isimleriyle çağırın![]() ![]() " (el-Ahzab, 33/5) meâlindeki ayet nazil oluncaya kadar "Muhammed'in oğlu" diye anıldı Bu ayet-i kerimenin nüzulünden sonra Zeyd, Zeyd b Hârise olarak çoğalmaya başlandı (İbn Hişâm, a g e , I, 247; İbn Sa'd, a g e , III, 42; el-Askalânî, a g e , III, 25)![]() Zeyd b Hârise, Resûlullah (s a s )'ın cefakâr dostlarından biriydi Hemen hemen tüm sıkıntılı zamanlarında O'nunla birlikteydi Nitekim, çevre kabileleri İslâm'a davet etmek kabilinden Tâif'e giden Rasûlüllah'ı yalnız bırakmamış, Tâiflilerin attığı taşlar Peygamber (s a s )'e isabet etmesin diye kendi vücudunu siper etmiş ve başından çeşitli yaralar almıştı (İbn Sa'd, a g e , I, 212)![]() Müslümanlar Medine'ye hicret etmeye başlayınca, Zeyd b Hârise de hicret etmişti Resûlullah (s a s ), hicretten sonra Medine'de, ashabı arasında kardeşlik tesis ettiğinde, Zeyd'l-e Hamza b Abdülmuttalib'i de kardeş ilan etmişti Bu sebepten Hz Hamza, Uhud günü şehadet şerbetini içmeden önce Zeyd'i kendisine vâsî tayin etmişti (İbn Nişâm, a g e , I, 505; İbn Sa,d, a g e , III, 44)![]() Zeyd b Hârise; Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarıyla Hudeybiye Barışı ve Hayber fethinde de bulunmuştur Resûlullah (s a s ), Müreysî gazasına çıktığı zaman kendisini Medine'ye vekil olarak bırakmıştı![]() Bunun yanında Zeyd, komutan olarak da çeşitli seriyyelere katılmış ve üstün başarılar göstermiştir Bu seriyyeler; Karede, Cemûm, el-Iys, et-Tarafa, Hisma ve Ümmü Kırfa'dır Son olarak Mute Savaşı'na iştirak etmiş ve bu savaşta şehid olmuştur![]() Resûlullah (s a s ), sancağı ilk önce Zeyd'e vermiş ve: "Şayet Zeyd şehid olursa, sancağı Câfer alsın, O da şehid düşerse, Abdullah b Ravâha alsın" buyurmuştur Bu üç sahâbî de Mute günü, kahramanca savaşarak Hakk'ın rahmetine kavuşmuşlardır![]() Zeyd, şehid olduğu zaman 50-55 yaşları arasındaydı ![]() Resûlullah (s a s), bu üç kahraman dostunun şehadet haberini duyunca gözyaşlarını tutamayarak ağlamış ve onlar için: "Allah'ım; Zeyd'e mağfiret et! Allah'ım; Zeyd'e mağfiret et! Allah'ım; Zeyd'e mağfiret et! Allah'ım; Câfer'e mağfiret et! Allah'ım; Abdullah b Ravâha'ya mağfiret et!" diyerek dua etmiştir (İbn Sa'd, a g e , III, 45, II, 86-90 ve 128-129; el-Askalânî, a g e , III, 26)![]() Zeyd, birkaç hanımla evlenmişti ki, bunlardan biri de Zeyneb bint Cahş'tır Bir diğeri, Ümmü Külsüm bint Ukbe Zeyd ondan boşanıp Dürre bint Ebî Leheb ile evlendi Sonra onu da boşayarak Hind bint el-Avuâm (Zübeyr b el-Avvâm'ın kız kardeşi) ile evlendi Sonunda, Peygamber (s a s ), Zeyd'i, dadısı ve aynı zamanda cariyesi Ümmü Eymen'l-e evlendirdi Ashâbın ileri gelenlerinden biri olan Üsâme, işte bu hanımdan dünyaya geldi (İbn Sa'd, a g e![]() |