Sahabelerimiz - Sayfa 3 - Keyfi Alem.Net - Alemin En Keyiflisi
Webmaster Resource

Geri git   Keyfi Alem.Net - Alemin En Keyiflisi | Yaşam Keyfi | Din & İslamiyet

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-19-2008, 01:49 PM   #11 (permalink)
Usta Mod
 
YaKaMoZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Nov 2008
Üye No: 4
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 62,287
Konuları: 8992
REP Gücü : 367
REP Puanı : 30495
REP Seviyesi : YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ
Ruh Hali:
Standart

EBU SAİD EL-HUDRİ (? - O 47)



Ashâb-ı kirâmın fakihlerinden biri Sa'd b Mâlik b Sinan b Ubeyd, Adiyy b Neccâr kabilesindendir Babası, Medine'de İslâm'ın tebliği başladığında müslüman olmuş, Ebû Said müslüman bir ailede dünyaya gelmiştir

Ebû Said el-Hudrî, Rasûlullah'ın hadislerinden binden fazla rivayet eden Ebû Hureyre, Abdullah b Ömer, Enes b Mâlik, Ümmü'l-Mü'minin Âişe, Abdullah b Abbâs, Cabir b Abdillah el-Ensârı, ile birlikte Muksirun adı verilen sahâbelerden biridir Bu yedi sahâbî, onaltıbinden fazla hadis rivâyet etmiştir Ebû Saîd el-Hudrî bin yüz yetmiş hadis rivâyet etmiştir Bunlardan kırküç tanesi Buhâri ve Müslim'de yirmi altısı yalnız Buhâri'de, elliikisi yalnız Müslim'de, diğerleri öteki hadis kitaplarında bulunmaktadır (Ahmed Naim, Sahîh-i Buhârî Muhtasarı, Tecrid-i Sarih Tercüme ve Şerhi, I, 26 Mukaddime)

Ebû Saîd, Medine'de Mescid'i Nebevî'nin inşasına katılmış, Bedir gazasında küçük olduğundan bulunamamış, onüç yaşında Uhud gazasına babası ile katılmış ve bu savaşta babası Mâlik şehid olmuştur Babasının ölümünden sonra ailesinin geçimi ona kalmış ve önceleri açlık çekmiş, karnına taş bâğlamıştır Ailenin kadınlârı, "Kâlk dâ Râsûlullâh'â git, ondan bir şey iste, herkes istiyor" dediklerinde önce gitmemiş, sonra Rasûlullah'ın huzuruna gittiğinde onun şu hutbeyi irâd ettiğini görmüştür: ''İstiğna gösteren ve iffeti muhâfaza eden insanları Cenâb-ı Hak âlemden müstağni kılar" Bu sözü duyduktan sonra bir şey istemeye cesaret edemeden dönmüştür Bunun sonrasını kendisi şöyle anlatır: "Rasûl-i Ekrem'den bir şey dilemeyerek döndüğüm halde Cenâb-ı Hak bize rızkımızı gönderdi İşimiz o kadar yoluna girdi ki, Ensar içinde bizden daha zengin bir kimse yoktu" (Ahmed b Hanbel, Müsned, III, 449)

Ebû Said, Benû Mustalik ve Hendek gâzâlarına da katılmış, seferlere çıkmıştır Hudeybiye, Hayber, Mekke'nin fethi, Huneyn, Tebük gazalarında bulunmuştur Rasûlullah'ın on iki gazasında yer almıştır (Sahîh-i Buhâri, II, 251) Hz Ömer ve Osman devirlerinde Medine'de fetvâ vermiş, Hz Ali devrinde Nehrevan savaşında bulunmuştur Haricilere ilişkin şu rivâyeti vârdır:

Bir gün Rasûlullah bir şeyleri taksim ederken bir adam geldi ve ona: "Yâ Râsûlullâh, âdalet üzere hareket et" dedi Râsûlullâh, "Ben adalet etmezsem kim eder?'' buyurdu Hz Ömer âdâmın kellesini uçurmak istedi Rasûlullah buyurdu ki: "Hayır bırak Onun öyle arkadaşları olacak ki, onlar sizin namazlarınızı, oruçlarınızı beğenmeyecek, fakat onlar bir ok yayından nasıl çıkarsa dinden öyle çıkacaklar Bunların içinde öyle bir adam bulunacak ki, memelerinden biri kadın memesi gibidir Bunlar, insanlar bir fetret içinde iken zuhur edeceklerdir" Ve o sıradâ bu adam hâkkında şu âyet nâzil oldu: ''Adamlar içinde öyleleri vardır ki, sen sadakayı dağıtırken seni kaşla gözle muâheze ederler'', "Sadakalar hakkında sana dil uzatanlar vardır Onlara verilirse hoşnut olurlar, verilmezse hemen öfkeleniverirler Eğer onlar Allah ve Rasûlü'nün kendilerine vermiş oldukları şeylere razı olsalar ve 'Allah bize yeter; O ve Rasûlü bol nimetinden bize verecektir; doğrusu biz Allah'a gönül bağlayanlardanız' deselerdi daha hayırlı olurdu" (et-Tevbe, 9/58-59)

Ebû Said bu hadisi naklettikten sonra şöyle demiştir: "Şehâdet ederim ki, Rasûl-i Ekrem bu sözleri söylemiş, yine şehâdet ederim ki, bu adamı Hz Ali katletmişti Bu adam teşhis olunurken vakta yerinde bulundum, onun Rasûl-i Ekrem'in tarif ettiği gibi olduğunu gördüm" Hicretin 36 yılında olan bu olaydan sonrâ Ebû Sâid 60 yılda Kerbelâ faciasına şâhit olmuştur 63 yılda Medine halkı isyan edince ve Yezid'e karşı çıkârak Abdullah b Hanzala'yâ bey'at edince Ebû Said de bu harekete, kâtılmıştır Ancak Yezid'in kuvvetleri ile Medineliler çarpışırken iki tarafın da bu savaştan bezgin olması ve Ebû Said el-Hudri'nin silahını bırakması ve esir olarak Şam'â götürülerek orada Yezid'e bey'at etmesi, Abdullah b Ömer ile arasının açılmasına yol açmıştır Abdullah ona: 'Sen iki emire mi bey'at ettin?' demiş, İbn Ömer buna müteessir olmuş ve, "Nass, bir emir etrafında toplanmadan iki emire bey'at doğru değildir" demiştir (Ahmed b Hanbel, Müsned, 111, 29-30)

Ebû Said, H 74 yılında seksenbir yaşında vefât etmiştir Ashâbın fakih ve âlimlerinden olan Ebû Said'in Abdurrahman, Hâmza ve Sâîd adında üç çocuğu olmuştur Ebû Saîd'in rivâyetlerini nakledenler arasında Zeyd b Sâbit, Abdullah b Abbâs, Enes b Mâlik, İbn Ömer, Ebû Katâde, Ebû Tufâyl, Saîd b el-Müseyyeb, Târık b Şihâb, Atâ, Mücâhid bulunmaktadır Talebelerinden Kuz'a Ebû Saîd'e, Rasûlullah'ın namaz kılma şeklini sorduğunda Ebû Said şöyle demiştir: "Rasûl-i Ekrem öğle namazına durdukları zaman birimiz kalkar, Baki'ye gider, ne işi varsa görür, ondan sonra evine gelir, abdestini tazeler, sonra mescide döner, Resul-i Ekrem'i birinci rekâtta bulurdu" (Ahmed b Hanbel, age, 111, 35) Ebû Said'e, "Siz bu hadisi bizzat Rasûl-i Ekrem'den mi duydunuz? " diye soran Kuz'a'ya o şöyle cevap verir: "Ben Rasûl-i Ekrem'den duymadığım şeyi nasıl naklederim? Evet, bizzat Rasûl-i Ekrem'den duydum" Medine valisi Mervân'ın bir gün bayram namazında, namazdan evvel hutbe okumasına cemaatten biri "sünnete muhâlefet ediyorsun" diye karşı çıkmış, Ebû Said de şöyle demiştir: "Bu zat vazifesini ifa etmiştir Rasûl-i Ekrem efendimizden duydum: 'İçinizden biri bir kötülüğü görür ve onu eliyle yok edebilirse hemen onu yok etsin; eliyle yok edemezse diliyle yok etsin, o da olmazsa kalbi ile yapsın Bu da imanın en zayıfıdır" (Ahmed b Hanbel, age, III, 10)

Ebû Saîd, Rasûlullah'tan her duyduğunu her zaman rivâyet etmemiş, ihtiyaç duyduğu zamanlarda, sünnetin yanlış uygulandığını gördüğünde hadis rivâyet etmiştir O, yoksullara, öksüzlere yardım etmiş, onları evine alarak barındırmış ve terbiye etmiştir Leys, Süleyman b Amr bunlardandır

Ebû Said el-Hudrî'nin rivayetlerinden bazıları:

"Üç mescidden başkasına ziyaret maksadıyla yola çıkılmaz Mescid-i Nebevi, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksâ "

"Bir adam bir yere girmek için üç kere izin ister, ona izin verilmezse geri dönmelidir"

"Hayırdan ancak hayır çıkar, hayırdan ancak hayır gelir Hayır ancak hayır getirir, fakat hayrı hakkından alan berekete nâil olur, hayrı haksız yoldan alan bereketten mahrum olur "

''Kalpler dört çeşittir; Temiz ve nurlu kalpler; perdeli ve karanlık kalpler; çarpık kalpler; karışık kalpler Temiz kalpler mü'minlerin kalbidir; iman bu kalplerin çorağıdır Perdeli ve karanlık kalpler kâfirlerin kalpleridir Çarpık kalpler münâfıkların kalpleridir; bunlar hakkı tanır, fakat onu inkâr ederler Karışık kalpler içinde hem iman hem nifak bulunan kalplerdir; bu kalplerde kan da var, irin de var Bunların hangisi galebe çalarsa o kalp de, o hal ve mâhiyeti alır "

"Dünya yemyeşil ve tatlıdır Cenâb-ı Hak, sizi dünyaya halife yapıyor Sizin ne yapacağınıza bakıyor, Allah'tan sakının dünyadan korkun İnsanların en hayırlısı, kolay kolay kızmayan, çabuk uyum sağlayandır İnsanların en fenası çabuk kızan ve uyum sağlamayanıdır Gaddarlığın en büyüğü bir yöneticinin emri altındakilere zulmetmesidir Hakkı bilen bir kimse, sakın insanlardan korkarak ve çekinerek hakkı söylemekten çekinmesin Cihadın en faziletlisi zâlim bir hükümdar karşısında söylenen sözdür "

"Birtakım yöneticiler türeyecek, onların etrafını birtakım adamlar saracak, bunlar zulm edecekler, yalan söyleyecekler Bunların yanına giren, onların yalanlarına inanan, onlara zulümlerinde yardım eden benden değildir, ben de ondan değilim Bunlara karışmayın, bunların yalanlarına inanmayın; bunların zulümlerine yardım etmeyen kimse benden, ben de ondanım " (Ahmed b Hanbel, Müsned, III, 6-24)
__________________




YaKaMoZ isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-19-2008, 01:49 PM   #12 (permalink)
Usta Mod
 
YaKaMoZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Nov 2008
Üye No: 4
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 62,287
Konuları: 8992
REP Gücü : 367
REP Puanı : 30495
REP Seviyesi : YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ
Ruh Hali:
Standart

ERKAM B EBİ'L-ERKAM VE EVİ (Vh 53 veya 55/m 673-675)



Mekke'de müslüman olan ilk sahâbîlerden biri Erkam b Ebi'l-Erkam b Esed b Abdullah b Ömer b Mahzûm; künyesi Ebû Abdullah'tır Babasının adı Abdü Menâf; annesinin adı Ümeyye binti Hâris'tir Erkâm, Mekke'nin en zengin ve mûteber ailelerinden biri olan Mahzûm kabilesine mensuptu Annesi Ümeyye, Huzâa kabilesindendi Mahzûmîler, Hz Peygamber'in muhâliflerinden olmakla beraber, Erkam onun sâdık bir sahâbîsi olmuştur İbn Abdilberr'e göre (el-İstîâb, I, 31) Erkam, "Zâlime karşı, mazlumla birlikte hareket edeceğiz" diye and içen ve İslâm tarihinde "Hılfü'l-Füdûl" cemiyeti diye bilinen fazîletli grup içerisinde zikredilir

Erkam, Hz Ebû Bekir'in teşvikiyle, Ebû Ubeyde b el-Cerrâh ve Osman b Maz'ûn ile aynı gün müslüman olmuştu İslâmî kaynaklar onu, müslüman olan ilk onbeş kişi arasında saymaktadır Oğlu Osman'a göre ise, yedinci müslümandır Onun, "Ben İslâm'da yedinci kişinin oğluyum Babam yedinci kişi olarak müslüman oldu" dediği nakledilir (İbni Sâ'd, Tabakat, III, 242; Hâkim, el-Müstedrek, III, 502; Reckendorf, İA, "Erkam " mad IV, 3 1 6) Resulullah (sas) ile birlikte başta Bedir ve Uhud olmak üzere, bütün savaşlara katılmıştır Medine'ye ilk hicret edenlerdendir Hz Peygamber onu, Ensar'dan Ebu Talha ile kardeş yapmıştır Hicretten sonra, Medine'de Zureykoğulları mahallesinde bir evde oturmuştur Bu evin kendisine Hz Peygamber tarafından verildiği rivâyet edilmektedir (İbn Sâ'd, age III, 244)

Erkam denilince akla gelen hususlardan biri de onun "evi"dir Çünkü "Erkam'ın evi", İslâm'da ayrı bir özelliğe sahiptir Sözkonusu ev; Kâbe'nin batısında, Safâ ile Merve arasında, Safâ tepesinin eteklerinde, hacıların hacc görevini yapmak için gelip geçtikleri en işlek bir yerdeydi Erkam, ilk müslümanların sıkıntılı günlerinde evini Resulullah'ın ve dolayısıyla İslâm'ın hizmetine sunmuştu Bu hareketiyle o, daima hakkın ve haklının yanında olduğunu göstermişti Hz Peygamber, kendi evini terkederek bu eve tasındı Burası İslâm'ı tebliğe elverişli emin bir yerdi Bir süre bu evde emniyet içerisinde İslâmî tebliğe devam etti Ancak onun orada ne zaman ve ne kadar kaldığı konusu tartışmalıdır Bununla beraber, 615-617 yılları arasında kaldığı tahmin edilmektedir Peygamberliğinin dördüncü senesinde taşındığı da söylenmektedir

Erkam'ın evi, İslâm'ın ilk yıllarında, Peygamberimize ve ilk müslümanlara bir çeşit sığınak vazifesi görmüştür İslâm'a gönül verenler orada toplanır, cemâat halinde namaz kılarlardı Hz Peygamber de onlara, peyderpey nazil olan Kur'an ayetlerini okur, dinî hükümleri tebliğ eder ve oraya gelenleri İslâm'a davet ederdi Böylece bu ev, oraya gelen pekçok kimsenin müslüman olma şerefine nâil olduğu bir yer olmuştur Hattâ, Hz Ömer gibi İslâm tarihinin en mühim şahsiyetlerinin hidâyetine de sahne olmuştur Onun müslüman oluşundan sonra Hz Peygamber bu evden ayrılmıştır Çünkü Hz Ömer'in İslâm'a girişi, müslümanlara güç kazandırmış ve daha rahat hareket etmelerini sağlamıştır O dönemde Mekkeli müşriklerin ilk müslümanlara uyguladıkları amansız baskı ve işkence gözönünde bulundurulacak olursa, Hz Erkam'ın evini İslâm'ın tebliği uğrunda Resulullah'ın hizmetine sunmuş olmasının mana ve önemi daha kolay anlaşılacaktır İşte bu özelliğinden dolayı ona "Dâru'l-İslâm ", "Beytü'l-İslâm " gibi isimler verilmiştir Hattâ bu evin, İslâm uğrunda vakfedilen ilk bina olduğunu söyleyenler de olmuştur Bu hizmetinden dolayı Erkam ve evi, müslümanlarca hep saygı ile anılmıştır Evin diğer bir özelliği de, İslâm'a ilk girenlerin sırasını ve dolayısıyla İslâm'a girişte kimin kime sebkat ettiğini tespit konusunda, tarih başlangıcı olarak kullanılmış olmasıdır Tarihçiler bu hususa büyük önem vermişlerdir Ayrıca bu ev İslam'ın yapılan gizli davetinde merkezi ve karargâhı olmuştur

Erkam b Ebi'l-Erkam, bu mübârek evi sonradan oğlunun ve yakınlarının yararına vakfetmiş ve vakfiyesinde şöyle demiştir

"Besmele Bu, Erkâm'ın, Safâ'dan biraz ilerideki evi hakkında yaptığı ahid ve vasiyyetidir ki: Onun arsası Harem-i Şerif'ten sayıldığından, ev de Harem'leşmiş, dokunulmazlaşmıştır Satılmaz ve kendisine mirasçı olunamaz Hişam b As ve Hişam b As'ın azadlı kölesi filan (ismi zikredilmemiştir) buna şâhittir" Erkam'ın bu mübârek evi, içinde oğulları ve torunları tarafından oturulmak veya icarlarından yararlanılmak surdiyle Halife Ebu Câfer el-Mansur (v 158 h) zamanına kadar devam etti Halife Mansur, hacc sırasında, Safâ ile Merve arasında sa'yederken, Erkam'ın torununun develeri evin arkasındaki bir çadırda bulunurken Halife de onların alt tarafından geçiyordu Arada mesafe çok kısa idi Hattâ Halife'nin başındaki serpuşu almak isteseler elleriyle uzanıp alabilecek derecede yüksekte idiler Halife Mansur, Merve'ye inip tekrar Safâ tepesine çıkıncaya kadar eve ve evdekilere baktı, durdu Halife Mansur, Erkam'ın torunu Abdullah'ın, Muhammed b Abdullah b Hasan'a uyanlardan olduğu halde onunla birlikte hareket etmemiş olduğundan ilgilendi Medine vâlisine, Erkam'ın torunu Abdullah b Osman b Erkam'ı hapsetmesi ve zincire vurulması için emir yazdı Bu emri de Kûfeli Şihâb adında bir şahısla Medine valisine gönderdi Abdullah b Osman b Erkam hapsedilip zincire vurulduğu zaman yaşı sekseni aşmış bir ihtiyardı Bu durum onu son derece üzmüş ve bunaltmıştı Halife Mansur'un Medine vâlisine gönderdiği Kûfeli Şihâb b Abdi Rabbin, Abdullah b Osman'ın hapsedildiği yere vardı ve ona, "Ben seni içinde bulunduğun şu halden kurtarırım, Dâr-ı Erkam'ı bana satar mısın? Çünkü müminlerin emiri o evi istiyor Eğer satacak olursan, senin hakkında halife ile konuşurum, suçunu da affettiririm?" dedi Abdullah b Osman b Erkam, "O ev vakıftır, sadakadır Benim onda ancak bir intifâ' hakkım vardır Buna da kız kardeşim ve başkaları ortaktırlar" dedi Şihâb, "Sen kendine düşen hakkını bize ver, ondan ilgiyi kes, kurtul" dedi Abdullah'ın sabit olan hakkı şehâdetle hesaplandı On yedibin dinarlık bir satış senedi yazıldı Bunun peşinden kızkardeşi de paranın çokluğuna aldanarak hakkını sattı Halife Mansur, bu evde intifa' hakkı olan herkesin haklarını satın alıp ilişiklerini kesti

Erkam'ın evi, Halife Mansur'un ölümünden sonra oğlu Halife Mehdi'ye geçti O da eşi Hayzûran'a bağışladı Hayzûran, bu evin çevresindeki evleri ve arsaları satın alıp ona katmak sûretiyle Dâr-ı Erkam'ı yeniden yaptırdı (İbn Sâ'd, age, III, 243-244) Bu imardan sonra adı Dâr-ı Hayzûran olarak anılan ev içinde namaz kılınan bir mescid haline getirildi (Ezrâki, Ahbâr-ı Mekke, II, 260)

Bu ev daha sonra halife Ca'fer b Mûsa'ya geçti Bu evde bir müddet de Mısır ve Yemenliler oturdular Daha sonra Gassân b Abbâd, Musa b Ca'fer'in oğullarından bu evin tamamını -veya büyük bir kısmını- satın aldı (İbni Sâ'd, age, III, 244) En sonunda bu evi, Mısır-Kahire defterdârı İbrahim Bey, Sultan ikinci Selim'e hediye etti Üçüncü Murad da, hicrî 999 (1591) yılında bu evi mescid tarzında yeniledi Bugün artık bu evi yerinde görmek mümkün değildir Harem-i Şerif için yapılan çevre düzenlemesinde yıkılmış, arsası zaten Harem'in arsasına dahil kabul edilen bu ev aslına rucû etmiştir (M Asım Köksal, Erkam'ın Evi, Diyanet Dergisi, Temmuz-Ağustos-Eylül 1984, Cilt: 20, Sayı: 3, sh 3-8) (Ayrıca bkz İbni Hacer el-Askalâni, el-İsâbe JF Temyîzi's-Sahâbe, I, 28; İbnü'l-Esir, Üsdü'l-Ğâbeî Ma'rifeti's-Sahâbe, I, 74; Dâiratü'l-Maârifi'l-İslâmiyye, I, 630-631; Nedvî, Ashâb-ı Kirâm, III, 18-23; Mahmud Esad, İslâm Tarihi (tıc), s433, 548)

Erkam b Ebi'l-Erkam, H 54 veya 55'te seksen yaşın üzerinde, Muâviye'nin hilâfeti döneminde vefat etmiştir Bedir ehlinin en son vefat edenidir Vasiyyeti üzerine namazını sâdık dostu Sâ'd b Ebı Vakkâs kıldırmıştır Kabri Cennütü'l-Bakî'dedir
__________________




YaKaMoZ isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-19-2008, 01:49 PM   #13 (permalink)
Usta Mod
 
YaKaMoZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Nov 2008
Üye No: 4
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 62,287
Konuları: 8992
REP Gücü : 367
REP Puanı : 30495
REP Seviyesi : YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ
Ruh Hali:
Standart

FADL İBN ABBAS



Hz Peygamber'in amcasının oğlu ve sahâbî Adı Fadl, künyesi Ebû Muhammed'dir Lâkabı,"Redîfu'r Rasûl" idi Nesebi, Fadl b Abbâs,

b Abdulmuttalib b Hişam b Abdülmenaf b Kusay'dır

Bedir'den önce müslüman olmasına rağmen (İbn Sa'd, Tabakât, IV, 37) müşriklerden çekindiği için müslümanlığını açığa vurmamıştır

Mekke'nin fethinden bir müddet önce babası Hz Abbâs ile birlikte Medine'ye hicret etti Hicretinden bir müddet sonra Mekke'nin fethi gerçekleşti Fadl b Abbas, ilk defa gazaya yani Mekke fethine katıldı, sonra Huneyn gazasında bulundu Burada da büyük kahramanlık gösterdi Müslümanların Huneyn'de dağınıklık göstermesi üzerine Fadl, büyük bir dirâyet ve fedakârlıkla Resulullah'ın yanında bulundu ve Havâzin kabîlelerine karşı çarpıştı

Veda haccında Resulullah (sas) ile birlikte onun devesine binmişti Bunun için ona "Redîfu'r Rasûl' yani "Resulullah (sas)'in üzengi arkadaşı" lâkabı verilmişti Bu sırada Has'am kabilesinden genç ve güzel bir kadın bir mesele sormak istedi Fadl, gözlerini kadına dikmişti Resulullah kadına bakmıyordu Fadl'ın bu hareketini beğenmedi ve ona, dikkatli olmasını ihtar etti; kadına bakmasın diye, üzengisinden tutup, başını çevirdi (İbn Sa'd, Tabakât, IV, 37)

Hz Fadl, Resulullah (sas)'in hizmetinde bulunanlardandır Resulullah son hastalıklarında, son hutbelerinde Fadl'dan sözetmiştir (İbn Hacer, el-İsâbe, V, 212, İbn Abdi'l-Berr, İstiâb, V, 535) Hz Fadl, Resulullah (sas)'in gasl sırasında hazır bulunmuş; gasli suyunu dökmüş, Hz Ali de gasletmiştir

Hz Fadl, çok güzel yüzlü idi (el-İsâbe, V, 212) Ümmü Mektum isimli bir kızı vardı Bu kız, Hz Hasan ile evlenmiş, daha sonra ondan boşanarak, Ebû Musa el-Eş'ârî ile evlenmiştir (el-İstiâb, 535)

Hz Fadl b Abbâs'tan yirmidört hadis rivâyet edilmiştir Bunlardan üç tanesi müttefekun aleyh'tir (Tenzibü'l-Kemâl, 309) Râvileri arasında şunları saymak mümkündür: Sahâbenin büyüklerinden İbn Abbâs ve Ebû Hureyre'den başka Kerib, Kusm b Abbâs, Abbâs b Ubeydullah, Rebiab Hâris(Tehzibü't-Tehzib, IV, 280)

Hz Fadl'ın vefatı hakkında değişik bilgiler verilmiştir Bir kısım râvîler, Suriye'de meydana gelen salgında vefât ettiğini; bir kısmı ise, Ecnâdin savaşında şehid olduğunu söylüyorlar Bu rivâyetlerden ikincisi, daha yaygındır ve doğruya daha yakındır (el-İsâbe, 212)
__________________




YaKaMoZ isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-19-2008, 01:49 PM   #14 (permalink)
Usta Mod
 
YaKaMoZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Nov 2008
Üye No: 4
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 62,287
Konuları: 8992
REP Gücü : 367
REP Puanı : 30495
REP Seviyesi : YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ YaKaMoZ
Ruh Hali:
Standart

HÂLİD B VELÎD



Hz Peygamberin, hakkında "ne güzel kul" diye buyurduğu sahabî

Nesebî, Hâlid b Velid bMuğire b Abdillah b Amr b Mahzum Annesinin ismi Lübâbe olur Hz Meymune'nin yakın akrabasıdır Hz Hâfid'in lakabı Seyfullah (Allah'ın Kılıcı)'dır Hz Peygamber (sas) Mute savaşındaki başarısından ötürü onu Allah'ın kılıcı diye övmüştür Künyesi Ebû Süleyman'dır Yedinci hicrî yılında müslüman oldu (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 413)

Hz Hâlid (ra)'ın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir Mekke'nin şerefli ve itibarlı ailelerinden biri olan mahzum oğullarındandır Ordu komutanlığı Hz Hâlid'in ailesinin bir imtiyazıydı Uhud savaşında ve Hudeybiye sulhu esnasında Hâlid b Velid, Kureyş ordusunun komutânlarından birisiydi

Hudeybiye anlaşmasından sonra Hz Peygamber umre için Mekke'ye gidince Hâlid'in daha önce müslüman olan kardeşi Velid'e Hâlid'i sordu Hz Peygamber Halid gibi bir insanın müşriklerin içinde kalmasının şaşılacak bir durum olduğunu belirtti Velid kardeşi Halid'e Peygamber (sas)'in bu iltifatını bildiren bir mektup gönderdi Bunun üzerine Hz Halid müslüman olmak için Mekke'den yola çıkınca, yolda Amr b el-Âs ile karşılaştı ve beraberce Mekke'den Medine'ye gelip müslüman oldular (Ahmed b Hanbel, Müsned, IV, 158)

Hz Hâlid hicrî sekizinci yılda yapılan Mute savaşına bir nefer olarak katıldı Ordu komutanlarının sırayla şehîd olması üzerine Ashab istişâre ederek komutayı Hz Hâlid'e vermiş Hz Peygamber Medine'de olup bitenleri haber verip komutanların şehid düşmesini anlattıktan sonra komutayı Allah'ın kılıçlarından birinin aldığını söylemiştir

Bu olaydan sonra Hz Hâlid Seyfullah (Allah'ın Kılıcı) diye anıldı Halid (ra) komutasına aldığı orduyu kalabalık düşman karşısında bozguna uğratmandan Medine'ye getirmeyi başardı (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 413)

Hz Hâlid, Mekke fethinde süvarilerin komutanı idi Ordunun sağ kanadını kontrol ediyordu (Müslim, Sahih, II,103) Mekke fethinde müslümanlara karşı çıkan küçük gruplarla Hz Hâlid çarpışmıştır

Huneyn savaşında Hâlid büyük cesaret ve yararlılık göstermiştir Hatta bu savaşta yaralanınca Hz Peygamber ziyaretine geldi, dua etti Hâlid şifabuldu (İsdü'l-Gâbe, II, 103)

Mekke fethinden sonra Hz Peygamber Nahle'deki Uzza putunu kırmaya Halid b Velid'i gönderdi Hâlid Uzza putunu kırıp geri döndü

Taif kuşatmasına katıldı Hz Peygamber (sas) Dumetu'l-Cendel'in hristiyan emiri Ukeydir'in üzerine Halid'i gönderdi Hz Halid Ukeydir'i yaban sığırı avlarken yakaladı ve esir aldı; teslim olmayan kardeşini öldürdü Diğer kardeşi ve Ukeydir'i esir alarak ganimetlerle birlikte Hz Peygamber'e getirdi

Hicrî onuncu yılda Necrân'a Hârisoğullarım İslâm'a davet etmek için gönderildi Onları üç gün müddetle İslâm'a davet etti Necrânlılar müslüman oldular

Hz Ebû Bekir Hâlife olunca Hz Hâlid'i komutan olarak yalancı Peygamberlerin üzerine gönderdi Yalancı Peygamber Tulayh b Huvaylid'i Buzaha'da mağlup etti sonra Temimoğulları üzerine yöneldi ve Mâlik b Nuveyra'nın komutasındakilerle karşılaştı Mâlik'i silah bırakmasına rağmen esir etti ve öldürdü Hz Ömer, Hâlid'i bu olayda hatalı davrandığı gerekçesiyle kınamıştır

Daha sonra Museylemetu'l-Kezzâb'a karşı sefere çıktı ve onu Yemâme sınırında Akraba denilen yerde mağlub etti ve öldürttü

Yalancı Peygamberlerle olan mücadelesinden sonra zekat vermeyen kabileler üzerine gönderildi Onları da sindirdi Daha sonra Hicrî oniki yılında Irak'a İranlılara karşı gönderildi İki ay zarfında Iran Sâsânî, ordularını bozguna uğratarak Hire'yi zabtetti ve Fırat çevresini hâkimiyeti altına aldı

Suriye sınırında Bizanslıların ordu hazırladıkları haberi gelince hilâfet merkezinden Hz Hâlid'e Irak bölgesinin komutanlığını Müsenna'ya bırakarak Şam'a gitmesi emri verildi Hicrî onüçüncü yılda Bizanslıları Acnadeyn'de mağlup ederek Şam'a doğru püskürttü Hz Hâlid şehri muhasara etti ve hicrî ondördüncü yılın receb ayında Şam (Dımaşk) şehrini zabtetti Daha sonar Humus'u fethetti Yermuk savaşında Bizanslıları bozguna uğrattı Kudüs'ü kuşattı ve teslim aldı Bütün Suriye mıntıkası müslümanların eline geçti

Hicretin 17 yılında Hz Ömer, Hâlid b Velid'i komutanlıktan indirdi Hz Hâlid'in komutanlıktan ahmşının sebepleri ve azledildiği yıl tarihçiler arasında ihtilaflıdır Genel kanaate göre, Hz Ömer, hilâfet merkezine döndükten sonra Hâfid'i azletti Ama bu rivayet gerçeği yansıtmamaktadır Hz Ömer hilafetinin beşinci senesi, yani hicretin 17 senesinde Hz Hâlid'i azletmiştir

Komutanlıktan alınışı ile ilgili olarak bir çok sebepler ileri sürülmektedir Bu sebepleri şöyle sıralayabiliriz: Hz Hâlid bir çok insana kumanda ediyordu Ancak sert mizaçlı olup sert muamele ediyordu Kimsenin sözünü dinlemiyor, kendi fikrinden başkasına kıymet vermiyordu Hatta birçok işlerde hilâfet merkezinin görüşlerine de müracaat etmiyordu

Irak topraklarını İslâm topraklarına dönüştürdükten sonra Halife Hz Ebû Bekir (ra)'in emrinin hilâfına hacca gitmiş ve bu duruma Hz Ebû Bekir çok üzülmüştü Kendi başına buyruk bir tavrın içinde hareket ediyordu Bundan dolayı Hz Ömer (ra) zaman zaman Hz Ebû Bekir Efendimize Hz Hâlid'i komutanlıktan azletmesini istemişti Hz Ebû Bekir (ra) daima şöyle cevaplandırmıştı: "O, Allah'ın kılıcıdır, bu kılıcı kınına sokmak doğru değildir"

Hz Ömer'in hilâfeti döneminde de Hz Halid'in tutumunda bir değişiklik olmadı Yine bildiği gibi devam etmekteydi Ancak Hz Ömer (ra) Onu hemen azletmedi Bir çok defalar kendisini uyardı, ve bu konuda mektuplar gönderdi Hz Ömer, Hz Ebû Bekir (ra) zamanındaki meseleleri de ona hatırlattı

Komutanlıktan alınışının ikinci sebebi ise, müslümanların genelinde şöyle bir fikir oluştu, fetihlerin gerçekleştirilmesi Hz Halid'in kabiliyet ve kahramanlığından kaynaklanmaktadır Fetihlerin yegane sebebinin Hz Halid olarak gösterilmesi elbette bir yanlışlıktı Savaşların zaferlerle neticelenmesinde onun dehasını da gözardı etmek mümkün değilse de ondan ibaretmiş gibi göstermekte doğru değildir

Üçüncü sebep; Hz, Halid (ra) ordu masraflarında pek fazla israf yolunu tutmuştu Ordu ekranına bol para dağıtması diğer mücahidlere kötü örnek oluyordu Bu hususta şâirler mübalağalı şiirler bile yazmıştı Eş'as b Kays'a bir defasında onbin dinar bahşiş vermişti Olay halife Hz Ömer (ra)'e intikal etti Hz Ömer Hz Ebu Ubeyde b el-Cerrâh ile haber gönderdi "Bu kadar bol parayı müslümanların malından yani ordu tahsisatından verdi ise müslümanlara hıyanet etmiştir Kendi kişisel payından, kendi cebinden vermiş ise israf etmiştir İkisi de câiz değildir" Halife Hz Ömer, Hz Hâlid'i azlettikten sonra hilâfet merkezine çağırıp, sorguya çekti Bol para harcadığından bahsetti Hz Hâlid, Ganimetten eline geçen hissesinin hesabını verdi Hesabı temiz vermişti Hz Ömer Hz Hâlid'i iltifat ve ikramla karşıladı Gönlünü aldı Yazdığı ve her tarafa gönderdiği fermanlarda; Hz Hâlid'in, kusur veya herhangi bir kabahatinden dolayı azledilmediğini, ancak bütün müslümanların zihinlerinin aydınlanması için, yani bu kadar İslâm futuhâtının yalnız Hz Hâlid'in kolunun kuvvetiyle meydana gelmediğini herkesin bilmesi için azlettiğini bildirdi

Hz Ömer, Hâlid'i idari görevlere getirdi Bir yil kadar valilik yaptı sonra istifa etti (Müstedrek, II, 297)

Hz Hâlid (ra) cihâd duygusu ile şehitlik arzusu ile dopdolu bir mü'mindi Cihâd meydanları onun için Allah'a en yakın meydanlardı Kendisi şöyle der: "Ben harp meydanında mücahede ve mücadeleden aldığım zevki, hiçbir zaman zifaf gecesinin keyfinden alamam" En büyük arzusu cihad meydanlarında şehid düşmekti İran üzerine yürürken, İranlılara şu haberi gönderdi: "Sizin dünyayı sevdiğiniz kadar Âhireti seven bir ordu ile üzerinize geliyorum"

Hz Halid şirke ve küfre karşı çok şiddetli idi Müslüman olduktan bir sene kadar sonra Uzza putunu yıkmak için gittiğinde Uzza'ya şiirle şöyle seslenir: "Ey Uzza bu geliş seni ta'zim için değil seni inkâr içindir Çünkü ben gördüm ki Allah seni değersiz kılmıştır" (İbn Esir, Üsdü'l-Gâbe, II, I10)

Hz Hâlid savaşçı olduğu kadar şahsi fazilet ve ilim konusunda da üstündü Fırsat buldukça Hz Peygamber'in sohbetlerinden istifade etmiş, Medine'de onun etrafında bulunan ilim ve irfan ashabı arasında Hz Hâlid'in bulunduğu zikredilmiştir Üç-dört mesele ile ilgili fetva verdiği de rivayet edilir

Hz Hâlid'in Buhârî, Müslîm ve diğer hadis kitaplarında Hz Peygamberden onsekiz hadis rivayet etmiştir (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 413)

Rasûlullah Hâlid'in şecâat ve cesaretini muhtelif zamanlarda muhtelif yerlerde medhetmişti Mekke fethinden sonra müslümanlar, her tarafa toplanıp Mekke'ye girdikleri zaman Hâlid g